|
135970 30 Nisan 2008 1,500,000 YTL
|
|
05 07 30 34 38 42 3 Mayıs 2008 839,123,15YTL
|
|
 |
|
|
 |
 |
| |
Mecliste KTOEÖS’e tepki
“KTOEÖS Yönetimi Kamuoyunu Yanıltma Peşinde…Bir Bardak Suda Fırtına…Hedef Kaos”
Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)’ün grev gerekçesini oluşturan öğretmen tahsisatlarıyla ilgili yasayı hazırlayan Cumhuriyet Meclisi İdari ve Sosyal İşler Komitesi’nin CTP’li üyeleri, konuya ilişkin iddiaları basın toplantısıyla yanıtladılar.
Komite Başkanı Ahmet Barçın ile üyeler Ali Seylani, Abbas Sınay ve Ramadan Gilanlıoğulları, partilerine ve kendilerine yönelik eleştirileri yanıtlarken KTOEÖS’ün, “eğitimi baltalamak ve kaos yaratmak için küçük sorunları büyüterek öğretmeni yanlış bilgilendirdiği ve kamuoyunu yanılttığı” ifade edildi.
Meclis’teki basın toplantısında, CTP’nin iktidara geldiği 2004 yılından itibaren öğretmenlere kazandırılan hakları döküm halinde basına dağıtan Komite üyeleri, KTOEÖS’ün iddialarıyla ilgili detaylı bilgi verdiler.
--SÜREÇ 2005 PROTOKOLUYLA BAŞLADI…--
İdari ve Sosyal İşler Komitesi Başkanı CTP Milletvekili Ahmet Barçın, konuya ilişkin yasanın KTAMS, KTÖS ve Kamu-Sen’in imza koyduğu 2005 yılına ait protokole uygun olarak hazırlandığını belirtti
Protokolün ilgili maddesinin, “bir kademenin ilerisine oturacak şekilde Kıdemli Öğretmen kadrosu oluşturulmasını ve bu kadro bareminin diğer baremler ile iç içe geçmemesi için gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını” öngördüğünü belirten Barçın, bu maddeden hareketle “Kıdemli öğretmen statüsünde olan ve olumsuz sicil almayan öğretmenin fiilen maaş çektiği baremde barem içi artış miktarının 1.20’si kadar bir miktar aylık brüt maaşına ilave edilir. Bu ilave edilen miktar emeklilik amaçları açısından dikkate alınmaz’” şeklinde yasal düzenleme yapıldığını anlattı.
Kıdemli öğretmen hakkının 2006 Mali Yılı Protokolü’nün 6. maddesi ile geliştirildiğini ve böylece “B” ile “A” öğretmen düzenlemesi getirildiğini anlatan Barçın, bu hakkın hem emekli maaşına, hem de ikramiyeye yansıtıldığını söyledi.
--BİR BARDAK SUDA FIRTINA…EĞİTİMDE KAOS…--
Maliye Bakanı’nın konu hakkında açıklama yaparak uygulamanın aynen devam edeceğini ve Savcılık’tan alınacak görüş doğrultusunda gereğinin yapılacağını belirttiğini, Eğitim Bakanı’nın da bunu teyit ettiğini anımsatan Barçın, “Buna rağmen ilgili sendika yetkilileri bir bardak suda fırtına koparırcasına eğitimde kaos yaratmak için, siyasi kin ve nefret duygularını tatmin etmek için saldırıya geçmiştir” dedi.
KTOEÖS’ün 2005 ve 2006’da protokollere karşı çıkarak imza koymadığını anımsatan Barçın, tartışılan hakların alınması ve yasallaşması sürecinde protokole imza koyan KTAMS, Kamu-Sen ile KTÖS’ün öneri ve katkıları olduğunu anlattı.
Barçın, “Bir tek öğretmenin bile mağduriyeti söz konusuysa gereğini yapmaya hazırız. Bizim öğretmene karşı olmamız sözkonusu olamaz. Çünkü biz gücümüzü çalışanlardan alarak emek için, çözüm için buralara geldik” şeklinde konuştu.
--ARTIK SESSİZ KALMAYACAĞIZ--
“Hak gaspı olduğuna ilişkin iddialar bizi rencide ediyor” diyen Barçın, bugüne kadar öğretmene saygılarından dolayı sustuklarını, ancak sendika yönetiminin açıklamalarına artık sessiz kalmayacaklarını vurguladı.
Barçın, KTOEÖS tarafından hazırlanan broşürü öğretmenin takdirine bıraktıklarını da ifade etti. --ÖĞRETMENLERE KAZANDIRILAN HAKLAR--
Komite üyesi CTP Milletvekili Ali Seylani de, öğretmenlere 2004-2005 ve 2006 yıllarında verilen sendikal ve özlük haklar hakkında bilgi verdi.
2004 yılında öğretmenler aleyhine açılan bütün davaların geri çekildiğini, görevinden siyasi nedenlerle uzaklaştırılan bir öğretmenin de görevine iade edildiğini anlatan Seylani, doktora yapanlara 3, master yapanlara da 1 barem içi artış verildiğini belirtti.
Seylani, Karpaz bölgesinde görev yapan ve görev yerine asgari 40 km uzaklıkta ikamet eden öğretmenlere verilen kira ödeneğinin, ilkokul öğretmenlerini de kapsayacak şekilde genişletildiğini de kaydetti.
Öğretmenlerin Maliye Bakanlığı ile yaptıkları görüşmelere yasal statü kazandırıldığını da hatırlatan Seylani, 2005 yılında ise emeklilik maaşı hesaplamalarında 30 yıl olan sürenin 36 yıla çıkarıldığını ifade etti
Seylani, “Zorunlu emekli yaşı olan 60 yaşına gelmekle birlikte hiçbir güvenlik fonundan yararlanamayanların, hizmetlerin birleştirilmesi olanağından oransal olarak faydalanmalarını sağlamak için gerekli yasal değişiklik yapılması sağlandı” dedi.
--YILDA 15 KİŞİYE SENDİKAL İZİN…--
Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yapısı ve işleyişi daha çağdaş ve objektif esaslara bağlanana kadar terfi sınavlarında yetkili sendikanın gözlemci statüsünde temsilci bulundurmasının da bu dönemde sağlandığını belirten Seylani, sendikal izinlerin de tercihe bağlı olarak 15 kişiye yılda 14 gün olacak şekilde düzenlendiğini kaydetti.
Öğretmen sendikalarının belirleyeceği her ilçeden birer kişinin haftanın bir günü sendikal faaliyete katılmasının mümkün kılındığını da anlatan Seylani, “Ayrıca geçici öğretmenlikte/görevlerde yapılan hizmetlerin müdür muavinliği ve müdür terfilerinde dikkate alınması sağlandı. Kıdemli öğretmen/atölye şefi/bölüm şefi/ müdür muavini/baş muavin/müdür kadroları ihdas edildi” dedi.
--ÖĞRETMEN A’YA 5, ÖĞRETMEN B’YE 2 SAAT DAHA AZ DERS--
Seylani, 2006 yılında verilen hakları da şöyle özetledi:
“Öğretmen A ve baremleri ihdas edilerek, bareminin topuna gelip de terfi alamayan öğretmenlerin kademe ilerlemesi almaları sağlandı. Öğretmen A baremine gelen 25 yıllık bir öğretmenin haftalık ders saatlerinden 5 saat, öğretmen B baremine gelen 20 yıllık bir öğretmenin haftalık ders saatlerinden de 2 saat indirim yapılması sağlandı.
Devlet hizmetinde 20 yılını dolduran ve baremlerinin tavanında bekleyen kamu görevlilerine ve öğretmenlere ‘B öğretmen/memur’ adı verilerek bir kademe (65) ilerlemeleri ve aynı şekilde 25 yılını dolduran ve ‘B’ kademesinde bir yıl bekleyen kamu görevlileri ile öğretmenlere ‘A öğretmen/memur’ adı verilerek bir kademe (65 YTL) ilerlemeleri sağlandı. Ancak bir çalışanın ‘A’ kademesinden emekli olabilmesi için bu kademede en az 6 ay çalışması gerekecektir. Mecburi emeklilik durumunda 6 ay çalışma zorunluluğu aranmaz. 2005 yılında yapılan değişiklikle Kamu Görevlileri ile Öğretmenler Yasası’ndaki kıdem tahsisatı (alınacak yeni kademe ilerlemeleri sonucu mahsup edilerek) kaldırılacaktır.”
--HAZIRLIK ÖDENEĞİ ARTIRILDI VE ZAMANINDA ÖDENDİ--
Öğretmenlere ödenen Eğitim Yılına Hazırlık Ödeneği’nin de ilk kez zamanında ödenmeye başlandığını, ayrıca ödeneğin asgari ücretin 1.50 katından 1.75 katına yükseltildiğini belirten Seylani, Özel Eğitim okullarında, birleştirilmiş sınıflarda ve Karpaz bölgesinde görev yapan öğretmenlerin tahsisatlarının da artırıldığını vurguladı.
İlkokullara hangi kriterlere göre okul sekreteri verileceğinin bu dönemde belirlendiğini anlatan Seylani, ayrıca İlköğretim, Genel Ortaöğretim ile Mesleki Teknik Öğretim dairelerine toplam 20 okul sekterliği verildiğini, bu kadroların 16 Mart 2007’de de Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından sınavla doldurulduğunu anımsattı.
Öğretmenlere sağlanan hakları ve yapılan düzenlemeleri sıralarken Seylani, 2006 yılında ilk kez Geçici Öğretmen görevlendirmelerinin bakanlık ve Kamu Hizmeti Komisyonu’nun işbirliğiyle sınavla yapıldığını, Okul Öncesi okullara 50 Öğretmen Yardımcısı atandığını, 2 yıllık üst eğitim alanlara da barem içi artış verildiğini bildirdi.
Seylani, 2003 Aralık ayından itibaren tüm yasaların sendikalardan görüş alınarak hazırlandığını belirterek, “istenilen yasa hakkında istenilen platformda tartışmaya hazır olduklarını” belirtti.
KKTC tarihinde hiç bir dönem çalışan lehine bu kadar çok yasa çıkarılmadığını vurgulayan Seylani, KTOEÖS yönetiminin siyasi tutum içinde olduğunu ifade etti.
--KTOEÖS’ÜN HAZIRLADIĞI BROŞÜR…”GURURUM İNCİNDİ…”--
Komite üyesi CTP Milletvekili Abbas Sınay ise, KTOEÖS’ün hazırladığı ve kapağında Komitenin CTP’li üyelerinin bulunduğu broşür hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine, “Gururum incindi, onurum kırıldı” dedi. Sınay, “Sendika yöneticileri CTP’yi dövmeye çalışırken kendi kitlelerini dövüyorlar, öğretmenin onurunu kırıyorlar. Buna dikkat edilmeli” diye konuştu.
Komite üyesi CTP Milletvekili Ramadan Gilanlıoğulları da, “Öğretmenler ile ilişkilerimizi bozmaya kimsenin gücü yetmez” dedi.
CTP’li milletvekillerinin tepkisine neden olan KTOEÖS imzalı bildiri/broşürde, Meclis İdari ve Sosyal İşler Komitesi’ndeki 4 CTP’li milletvekilinin fotoğraflarının altında, “…onlar öğretmenin aşına göz koyanlardır…emeğimizi çaldılar…” ifadelerine yer verildi
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Bakandan Turizmcilere Müjde
Turizm Bakanı Şanlıdağ: “Restoran İşletmecilerine Uygun Koşullarda Kredi Vermeye Hazırız”
Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ, restoran işletmecilerine iş yerlerini yenilemeleri için Kalkınma Bankası’ndan uygun koşullarda kredi vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Şanlıdağ, turizme bağlı tüm sektörleri her geçen gün daha güçlü kılabilmek ve ayakta kalmalarını sağlamak için yoğun bir şekilde çalıştıklarını da belirtti.
--RESTORANLARA 1 MİLYON DOLARLIK KREDİ--
Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ, bugün yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’yle imzalanan 2008 Yılı Mali Protokolü çerçevesinde mevcut restoranlardan 2006 ve 2007 yılında kredi kullanmayanlara Kalkınma Bankası aracılığıyla “geliştirme ve yenileme kredisi” için 1 milyon dolar kaynak tahsis edilmesi yönünde karar aldıklarını hatırlattı. Şanlıdağ, hedeflerinin; yılsonuna kadar, hızla gelişen dünyadaki hizmet anlayışına uyum sağlamaları ve müşteri memnuniyetini artırabilmeleri için restoran işletmecilerine yardımcı olmak olduğunu ifade etti.
--EKONOMİK SIKINTININ FARKINDAYIZ--
Şanlıdağ, ülkede ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşandığının farkında olduklarını, ancak bakanlık olarak temel hedeflerinden birinin; hem ekonominin çarkların sağlıklı dönmesini hem de gelişmekte olan turizm sektörlerinin en az zararla ayakta kalabilmelerini sağlamak olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bilindiği gibi restorancılar gerek ülke ekonomisinde gerek turizmde olsun önemli bir alanı temsil ediyor. Birçoğunun yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Restorancıların daha çağdaş, daha sağlıklı, göze hitap eden bir yapı kazanması gerekiyor. Birçok işletmeciden de bu duyumları her gün alıyoruz. Bu nedenle bu yönde bir hazırlık yaptık ve geçtiğimiz hafta Bakanlar Kurulu’ndan geçirdik.
--30 BİN DOLARA KADAR KEFİL, 150 BİN DOLARA KADAR İPOTEK--
Alınan karara göre krediden halen faaliyette bulunan ve RESBİR’e üye olan tüm işletmeler faydalanabilecekler. 30 bin dolara kadar kefil göstererek 150 bin dolara kadar da ipotek göstererek yüzde 6 faizle kredi alabilecekler.
Bakanlık olarak tüm ekonomik sıkıntıları göze alarak bu düzenlemeyi yaptık. Her zaman esnafın, işletmecinin yanında olduğumuzu ve onları bu ülkeye kazandırarak ayakta kalmaları için çalıştığımızı söylemek istiyorum.
--TURİZM SEKÖTRLERİNE YARDIMA DEVAM--
Ekonomi ve Turizm Bakanlığı olarak yaşanan sıkıntılar karşısında pembe tablo çizecek halimiz yok, ama işletmeciye, esnafa, otelciye, seyahat acentelerine ve daha adını sayamadığım tüm ekonomi çarkını döndüren turizm sektörlerine yardım etmeye devam edeceğiz.
Biz kurumları kaybetmek istemiyoruz. Biz insanı, esnafı ve bu ülkeye gelecek her bir turisti kazanmak istiyoruz.”
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Taşınmaz Mal Komisyonu’na Rumların Başvuruları Sürüyor
314 Başvurudan 38’i Sonuçlandı...
Taşınmaz Mal Komisyonu’na Rumlardan gelen başvuru sayısı 314’e ulaştı.
TAK muhabirinin elde ettiği bilgiye göre, yasa uyarınca mahkeme statüsüyle çalışan Komisyon, Rumlardan gelen 314 ayrı dosyadan 38’ini karara bağladı.
Bu dosyalardan 32’si için tazminat kararı alınırken, 1’i çözümden sonra olmak üzere 4 dosya için iade, 2’si için de takas kararı verilmişti.
Takas kararlarının her ikisi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuran Mike Timvios’a ait. Komisyon’un bu kararının Timvios davası çerçevesinde AİHM tarafından da onaylanmasıyla takas kararı bir ilk olarak kayıtlara geçerken, Komisyon bu kararıyla “iç hukuk” yolu olarak AİHM tarafından onaylanmıştı.
Mülkiyet sorununa “iç hukuk” oluşturma hedefiyle Anayasa’nın 159’uncu maddesine göre hazırlanan “Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi” adlı yasayla 2.5 yıl önce oluşturulan mahkeme statüsündeki Komisyon, Kuzey’de kalan eski Rum malları için başvuran Rumlara yasadaki kurallar çerçevesinde tazminat, takas ve mal iadesi yönünde karar alıyor.
İlgili yasa uyarınca, mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan, konumu ve niteliği uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.
Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların iadesi yönünde karar alınması halinde ise, iade yasayla çözüm sonrasına erteleniyor. Eşdeğer karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında.
Aynı yasaya göre tazminata karar verilmesi halinde, bu miktar devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından ödeniyor. Tazminatı alan Rum’un mülkiyet hakkı da ortadan kalkıyor
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Rumlar, LTB’yi devamlı engelliyor
“LTB’nin Engellenmesi Rumların İzolasyonları Güçlendirme Çabalarının Hangi Boyutlara Varabileceğini Gösteriyor”
Cumhurbaşkanlığı, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) uluslararası ilişkilerinin son bir ay içinde üç kez Rum tarafınca engellendiğini belirterek, bunun, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonları güçlendirme çabalarının hangi boyutlara varabileceğini gösterdiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Rum tarafının, yeni lider belirlemesine rağmen, Kıbrıslı Türkleri soyutlama girişimlerinde herhangi bir değişim geçirmediğini; Kıbrıslı Türkleri siyasi, ekonomik ve sosyal olarak izole girişimlerini aynen eskisi gibi sürdürdüğünü söyledi.
Erçakıca, LTB’nin 1960 Anlaşmaları’na göre hükmü şahsiyeti bulunan bir kuruluş olduğuna işaret ederek, Rumların izolasyonları artırma çabalarının, uzun yıllardır dünyaya açılan pencerelerden biri ve Rum tarafıyla olumlu ilişkiler kurabilen başlıca kuruluş olmayı başaran LTB’yi hedef almasının ayrıca anlamlı ve üzüntü verici olduğunu belirtti.
--İKÖ İLE İLİŞKİLER--
LTB yetkililerinin; Mart ayında Atina’da UNDP ve Atina Belediyesi’nce gerçekleştirilen bir toplantıya ve Larnaka ile Güney Lefkoşa’da düzenlenen Kültürlerarası Diyalog ve İşbirliği toplantısına katılmasını engelleyen Rum tarafının, 9 Mayıs’ta Slovenya’da yapılan AB Başkent Belediye Başkanları Zirvesi’ne katılımına da engel çıkardığını anlatan Erçakıca, şöyle konuştu:
“Güney Kıbrıs’taki koalisyon ortağı DİKO’nun Başkanı ve Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan’ın İslam Konferansı Örgütü’yle kurduğumuz olumlu ilişkileri, dün adamızı ziyaret eden Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kişiliğiyle özdeşleştirmesi ve bu ilişkiyi engellemek için ellerinden geleni yapacaklarını duyurması da, Kıbrıs Rum tarafının izolasyonları güçlendirme çabalarının hangi boyutlara varabileceğini göstermesi bakımından ilgi çekicidir.”
Erçakıca, Rum tarafını, iyi niyet gösterecekse, Lefkoşa Türk Belediyesi’yle ilişkileri geliştirmeye çağırdı ve bunun, onların siyasi durumlarını engelleyen bir şey olmayacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum tarafının yeni süreçte daha esnek davranabileceğini, ama başkan değişikliğine rağmen Kıbrıslı Türkleri soyutlama konusunda değişiklik görülmediğini söyledi.
--“VERİMLİ İŞBİRLİĞİ ALANLARI BULUNMALI”--
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri İhsanoğlu’nun ziyareti sırasında somut bir proje getirip getirmediği sorusunu da yanıtlayan Erçakıca, İKÖ’nün KKTC’nin ilişkilerini geliştirmesi için bir platform olduğunu, Körfez ülkeleriyle ikili ilişkilerin başladığını kaydetti ve Suriye’yle gemi seferlerini örnek gösterdi.
Erçakıca, “Bize sunulan bir ortam var. Bu ortamı değerlendirebildiğimiz ölçüde ortaya somut projeler çıkar. Buna, altın tepside sunulacak şeyler diye bakılmamalı. Verimli işbirliği alanları bulunmalı. Üniversitelerle ilişkiler de geliştirilebilir. İKÖ Genel Sekreteri’nin, bir üniversitemizden fahri doktora almak için gelmesi de bir mesajdır. İKÖ’yle ilişkilerdeki gelişmelerin hızlı veya yavaş olması bizim performansımızla ilgilidir” diye konuştu.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yöntem
Yöntemin uygulandığı bölge kısa sürede eski fonksiyonlarını kazanırken, hasta da sağlığına kavuşuyor.
Türkiye´de yalnızca Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesinde Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadettin Hülagü ve ekibi tarafından uygulanan endoskopik yöntemle büyüklüğü ne olursa olsun yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaktaki erken evre kanserler ve kanser riski taşıyan lezyonlar, özel yöntemle kabartılıp, tıraşlanarak cerrahi müdahaleye gerek kalmadan çıkarılabiliyor.
Yöntemin uygulandığı bölge kısa sürede eski fonksiyonlarını kazanırken, hasta da sağlığına kavuşuyor.
Prof. Dr. Saadettin Hülagü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Japonya´da yaygın olarak uygulanan, ABD ve Avrupa´da yeni uygulamaya başlanan Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemi ile yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaktaki erken evre kanserler ile kanser riski taşıyan lezyonların kesin teşhisi ve cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavisinin yapılabildiğini vurguladı.
Bu konuda 2006´da Japonya´da Jichi Medical University de yöntemin öncüsü kabul edilen Prof. Dr. Hironori Yamamoto´dan 3 ay Endoskopik Submukozal Diseksiyon ve ince bağırsağın incelenmesine yönelik Double Balon Endoskopisi eğitimi aldığını belirten Hülagü, Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemini Türkiye´de ilk ve tek uygulayan merkezin kendileri olduğunu, Double Balon Endoskopisinin ise kendileri dışında birkaç üniversite ve Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde de uyguladığını belirtti.
Prof. Dr. Hülagü, Türkiye´de erken dönem kanser tespitinin çok az olduğunu ifade ederken, yöntemin uygulanması için kanserin erken evrede tespit edilmesinin şart olduğunu vurguladı.
--ENDOSKOPİDE İKİ YENİ SİSTEM--
Gastroenteroloji kliniğinde söz konusu bölgelerde kanserin tespiti için gelişmiş teknolojik sistemleri ve yöntemleri kullandıklarını ifade eden Prof. Dr. Hülagü, şunları söyledi:
´´Endoskopide yeni gelişmelerden birisi magnifiye kromoendoskopi sistem dediğimiz, endoskopla incelenen Gastro İntestinal Sistem yüzeyi normalin 100-150 katına kadar büyüterek ve değişik boyama teknikleriyle uygulanan yöntem. Yöntemi uygulamak için ön hazırlıklarımız oluyor. Boyayarak, ışığın dalga boyunu değiştirerek, görüntüyü büyüterek riskli bölgeyi belirliyoruz. Daha sonra endosonografiyle kanser veya kanser riski taşıyan lezyon veya tümoral dokunun alt tabakaya yayılıp yayılmadığına bakıyoruz. Aşağıya doğru yayılımı yoksa müdahale ediyoruz.
Bir de narrow band ya da FİCE sistem dediğimiz Fujinon Company´nin geliştirdiği yöntem var. Bu yöntem ışığın dalga boylarını kırarak yüzeyi daha detaylı görmemizi sağlıyor. Bu sistemlerin her ikisini de kullanıyoruz. Özellikle magnifiye sistemi Türkiye´de ilk biz aldık ve uygulamaya başladık. Bu yöntemlerle hem ağızdan hem de makattan girilerek, yemek borusu, mide, kalın ve ince bağırsaklar kontrol edilebiliyor.´´
--19 VAKADA BAŞARILI SONUÇLAR ALINDI--
Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemiyle tümörün bazen 1 saat, bazen 2-3 saatlik operasyonla alındığını dile getiren Prof. Dr. Hülagü, şöyle devam etti:
´´Özel ilaç solüsyonları hazırlıyoruz, endoskopun içinden geçen kateterler, bunların ucunda elektrokoter denilen makaslar var. Damarlara, kanayan yerlere kelepçe koyma şansımız var. İğneyle kuyu kazmak gibi bir şey, kitleyi ince ince kabarttıktan sonra damarları alttan bağlayıp elektro bıçak ile parça sıyrılarak kesiliyor. Daha sonra tümoral dokuyu parçalamadan bir kementle dışarı alıyoruz. Parçayı incelenmek üzere patolojiye gönderiyoruz. Yan sınırlarda ve tümörün alt tarafında kan damarları veya lenfatik sisteme yayılma yoksa hasta kanserden kurtulmuş oluyor. Üst tabakası çıkarılan bölgede meydana gelen yara-ülser kısa zamanda iyileşerek hastanın eski fonksiyonlarını kısa sürede kazanması büyük bir avantaj. Bu yöntemle bugüne kadar 19 hastaya müdahale ettik ve hepsinde başarılı sonuçlar aldık´´
--´´AMELİYAT OLSAYDI MİDESİNİN BİR BÖLÜMÜ ALINACAKTI´´--
Bir hastalarının midesinde 5 santimetreye yakın kitle bulunduğunu, biyopsisinin alındığını ve kitlenin kanser riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Hülagü, ameliyat edilmesi halinde hastanın midesinin 3´te 1´inin alınması gerektiğini, bu nedenle safra reflüsü olacağını, ileride safranın mideye yaptığı tahribattan dolayı kanser riskinin yeniden oluşacağını belirterek, şunları kaydetti:
´´Ankara´dan gelen bu hastamızdan kitleyi Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemi ile aldık, yaraları da tamamen kapandı. Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan hastamız normal yaşantısına döndü.
Yine Bolu´dan gelen bir hastamızda makata çok yakın bir bölgede tabanı geniş 4-5 cm büyüklüğünde yüksek derece kanser riski taşıyan polipli bir hastada lezyon endoskopik yöntemle çıkarıldı. Bu yöntemle çıkarılamaması durumda hastanın ameliyat edilmesi gerekiyordu, hasta ameliyatın ardından kolostomi dediğimiz bağırsakların dışarı doğru ağızlaştırması şeklinde torbayla gezmek zorunda kalacaktı. Ama bölge endoskopik yöntemle özel tekniklerle kabartılıp, tıraşlanarak çıkarıldığı için doku kendisini yenileyerek yarayı kapattı ve hasta eski fonksiyonlarını tamamen kazandı.´´
--DOUBLE BALON ENTEROSKOPİ YÖNTEMİ--
Kanser teşhis ve tedavisinde kullanılan bir başka yeniliğin ise Double Balon Endoskopisi Denilen çift balonlu endoskopi olduğunu belirten Hülagü, yöntemin 2002 yılında Japonya´da uygulanmaya başlandığını, cihazı bulan Prof. Dr. Hironori Yamamoto´nun 2004 yılından sonra yurt dışında kullanılmasına izin verdiğini belirtti.
Double Balon Endoskopunun normal endoskoptan daha uzun olduğunu, ucunda bir balon, endoskopun üzerine takılan overtüp denilen plastik bir tüp, onun ucunda da balon bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülagü, şöyle devam etti:
´´İnce bağırsaklar 5-6 metre uzunluğunda olduğu için standart endoskopiyle en fazla 100-120 santimetresi görülebilir, ama double balon yöntemiyle bağırsaklar sıvazlanarak 4-5 metre kadar gitme şansımız var. Eğer ince bağırsağın tamamını göremezsek kaldığımız bölgeyi boyayla işaretleyip, daha sonraki bir işlemle makattan girip işaretli bölgeye ulaşabiliriz. Bu yöntemle ağızdan makata kadar tüm sistemi görebilirsiniz. Bunu da 2006 yılında Türkiye´de ilk kez uygulayanlardanız.
Bu sistem sayesinde nedeni bilinmeyen kanamalar, inflamatuvar barsak hastalıkları-Crohn vs- karın ağrıları, kronik ishaller, ince bağırsağa ait kanser veya kanser riski taşıyan hastalıkların tanı ve tedavisi, bağırsak düğümlenmelerinde, mide ameliyatı nedeniyle endoskopik olarak ulaşılması zor olan mide ameliyatlı hastalarda ERCP dediğimiz yöntem ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyoruz. Bu sistemde de 100´ün üzerinde vakamız oldu. Halen haftanın 2 günü bu işlemi anestezi kontrolünde çoğu da değişik illerden gelen hastalarda rutin olarak uygulamaktayız.´´
Gastroenteroloji Kliniğinde bu yöntemlerin dışında tüm standart uygulamaları yaptıklarını, safra yollarından taş alımı, pankreas tümörlerine stent, bant takma işlemlerini yaptıklarını belirten Prof. Dr. Hülagü, yakın dönemde aldıkları Mini Probe Ultrasonografi cihazını erken evre kanserlerin endoskopik yöntemlerle değerlendirmesinde kullanmaya başladıklarını, giderek bu konuda tecrübe kazanmış olacaklarını vurguladı. Prof. Dr. Hülağü, üniversite yönetiminin bu konuda kendilerini destekledikğini, yeni cihaz ve uygulama yönünden her türlü desteğin verildiğini belirtti.
Prof. Dr. Hülagü, KOÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniğinin Fujinon Companyni tarafından Double Balon Endoskopisi yönteminin öğretilmesi ve yeniliklerin gastroenteroloji uzmanlarına anlatılması için Orta Doğu ve Türkiye eğitim merkezi seçildiğini, firmanın kendilerine cihaz desteği sağlayacağını kaydetti
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Asil Nadir’den Geçitkale Havaalanı İhalesi İle İlgili Açıklama
Nadir Tescil Ettirilen Başka Sirketle Kendisinin Saf Dışı Bırakılmasına Çalışıldığını Söyledi
İşadamı Asil Nadir, Geçitkale Havaalanı ihalesine katılan Cyprus Aviation Services Limited (CAS) şirketinin yüzde 30 hissesine sahip olduğunu; ancak şirkete Güney Kıbrıs’ta tescilli Rum şirketin de ortak yapılmaya çalışılmasından duyduğu rahatsızlıktan sonra, James Beveridge’in 8 Nisan 2008’de tescil ettirdiği başka bir şirketle kendisini saf dışı bırakmaya çalıştığını belirtti.
Asil Nadir’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, Asil Nadir, James Beveridge ve Mustafa Ebgü’nün, hissedarları arasında kendisinin bulunmadığı Castlegate Aviation Limited’i kurarak, ihaleyi alan şirketin dışında başka bir şirketi Bakanlar Kurulu’na sunduğunu kaydetti.
Nadir, tüm olguları belgeleriyle kanıtlamaya hazır olduğunu ve tüm belgelerin yetkili makamlara iletildiğini belirtti.
--CAS’IN YÜZDE 30’U ASİL NADİR’İN--
Cyprus Aviation Services Limited’in (CAS), kuruluş tarihi olan 2 Kasım 2005’den itibaren Geçitkale Havaalanı ihalesi ile ilgilendiğini belirten Asil Nadir, CAS Direktörü James Beveridge’in, 2007 ortalarında kendisi ile temas kurup ortaklık teklif ettiğini ve Geçitkale Havaalanı ihalesine müştereken katılmayı istediğini, kendisinin de ortaklığı kabul ettiğini belirtti.
Nadir, 29 Haziran 2007 tarihli CAS Limited’in mektubunda James Beveridge’in Elizabeth Forsyth’a hitap ederek CAS’ın yüzde 15 hissesinin ihalenin neticelenmesi ile birlikte Asil Nadir’e verileceğini belirttiğini kaydederek, 12 Mart 2008’de de CAS Direktörü James Beveridge’in Murray isimli kişiye hitap eden direktif
mektubu ile CAS Şirketi’nin yeni hissedar listesini tescil ettiğini ve burada yeni hissedarlardan birinin, kendisine ait Resource Consulting Services Limited olarak görüldüğüne dikkat çekti.
Nadir, “Böylelikle CAS şirketinin %30’u Asil Nadir ve Grubu’nundur” dedi.
--ASİL NADİR’İN OFİSİNDE ÇALIŞMA--
Bir yıldan beri, bu şirkete kendi ofis binası içerisinde ve kendi önderliğinde çalışmaları için gerekli ofis alanı ve eksiksiz tüm diğer olanakların sağlandığına dikkat çeken Asil Nadir, İhale Komisyonu’na takdimin de kendisi tarafından yapıldığını hatırlattı. Asil Nadir, CAS şirketine finansman sağlayacağı belirtilen Espirito Santo Bankası’nın Londra Genel Müdürü Nigel Purse’ün de KKTC’yi ziyaret ettiğinde kendisi tarafından ağırlanıp proje hakkında bilgilendirildiğini vurguladı.
Nadir, ancak, James Beveridge’ten CAS ve hissedarları hakkında gerekli bilgileri istediğini ancak bu bilgilerin kendisine Nisan ayında verildiğini, bu ve buna benzer bazı olayların kendisine güven vermediğini kaydetti.
--KIBRIS CUMHURİYETİ TESCİLLİ ŞİRKET--
Hissedarlarla ilgili direktif yazısında Queenlane Limited şirketinin dikkatini çektiğini ve yaptığı araştırmada, İrlanda’da 8 Şubat 2007 tarihinde tescil edilmiş bir şirket olduğunu ve %100 hissesinin 2005 yılında “Kıbrıs Cumhuriyeti”nde tescil edilmiş Güney Kıbrıs kökenli Lavine Holdings Limited’e ait olduğunun tespit edildiğini belirten Nadir, “Bu durum son derece kaygı verici ve tehlikeli olup hiç bir şekilde kabul edilemez” dedi.
Nadir, İhale Komisyonu, ilgili bakanlık ve Başbakanlık yetkilileriyle yapılan görüşmelerde CAS (KKTC) şirketinin kurulması ve bu şirketin aynı hissedarlarla oluşturulması hususunda mutabık kalınmış olmasına rağmen, James Beveridge, Mustafa Ebgü ve Elizabeth Forsyth’ın bu mutabakata uymayıp, kendisinden habersiz 9 Nisan 2008 tarihinde Castlegate Aviation Limited’i tescil ettiklerini aktardı.
--YENİ ŞİRKET--
Castlegate Aviation Limited’in bilgisi ve mutabakat dışında KKTC’de tescili ve Geçitkale Havaalanı ihalesi neticesi imzalanması gereken sözleşmeyi kendisinden habersiz imzalamak için resmi makamlara müracaat edilmesinin kendisinde rahatsızlık uyandırdığını belirten Nadir, bu konuda James Beveridge ile 8 Mayıs Perşembe günü bir araya gelmelerinin kararlaştırıldığını, ancak toplantıdan 2 gün önce James Beveridge ile Mustafa Ebgü’nün basın toplantısı yapıp gerçek dışı ve maksatlı bilgiler verdiklerini ve var olan kuşkuların kesinleşmesine neden olduklarını kaydetti.
9 Nisan’da Bakanlar Kurulu kararının bilgisine gelmesinden hemen sonra yapılan araştırma neticesinde, kararda adı geçen Castlegate Aviation Limited isimli şirketin İngiltere’de farklı ortaklarla kurulduğunu tespit ettiklerini dile getiren Nadir, şöyle dedi:
“Tüm bu araştırmaların sonucunda ortaya çıkan inanılmaz işlemler ve gelişmeler, Güney Kıbrıs’taki ilişkiler ve İngiltere’de sil baştan Castlegate Aviation Limited isimli yeni bir şirket kurarak ihaleyi onun adına geçirtme teşebbüsü, olayın tamamen bir ‘komplo’ olduğunu göstermektedir.
KKTC ekonomisi için olduğu kadar stratejik açıdan da büyük öneme haiz Geçitkale Havaalanı Projesinin, herhangi bir kuşkuya mahal bırakmayacak bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla konunun uygun ve süratli bir şekilde çözümlenmesi gerekmektedir.”
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
KTOEÖS’ün grevi
UBP: “Grev Hükümetin Hak Gaspı Ve İnsanları Aşağılayan Yanlış Tutumundan Kaynaklanıyor; Faturayı Halk Ve Öğrenciler Ödüyor”
Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu, KTOEÖS’ün orta dereceli okullarda uyguladığı grevin, “tamamen CTP-ÖP hükümetinin hak gaspı ve insanları aşağılayan yanlış tutumundan kaynaklandığını; ancak faturayı halkın, öğrencilerin ödediğini” iddia etti.
Çavuşoğlu, yazılı açıklamasında, hükümeti “hak gaspından vazgeçip sendika ile diyalog kurarak sorunları çözmeye” davet ederken; sendika yöneticilerinin de konunun gidişatını ve hassasiyetini görerek diyalog yoluyla konuyu halletmek için gayret göstermesi gerektiğini kaydetti.
Hükümete eleştiriler yönelterek “yapılan hatalar sonucu öğrencilerin çoğunun” artık ya özel okullara gittiği ya da Güney Kıbrıs’a kaçmakta olduğu görüşünü savunan Çavuşoğlu, “Hal böyleyken hatalardan dönüleceğine; devlet okullarına yöneliş için önlem alınacağına, öğretmen kesimiyle kavga edilerek devlet okullarından kaçış adeta körüklenmektedir” ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu şunları kaydetti:
--MAĞDURİYET DURDURULSUN.. HÜKÜMETTEN ADIM, SENDİKADAN GAYRET--
“Hükümet derhal hak gaspından vazgeçip sendikayla sorunları çözmeli ve devlet okullarındaki öğrencilerin daha fazla mağdur olmasını durdurmalıdır.
Sendika yöneticileri de konunun gidişatını ve hassasiyetini görerek diyalog yolu ile konuyu halletmek için gayret göstermelidir.
Bilinmelidir ki halkımızın çok büyük bölümü hükümetle sendika yöneticileri arasında yaşananlardan sıkıntı duymakta, sergilenen tutumlara onay vermemektedir.
Eğitimdeki asıl sorunları ele alacağına hemen hemen her konuda işin kısır kavgaya dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan hükümet diyalog için ilk adımı kendisi atmalıdır.”
--GÜÇ-SEN--
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen) de, KTOEÖS’ün, üyelerinin haklarını korumak için başlattığı grevlere destek belirterek hükümeti “bu tutumundan vazgeçip, çalışma barışına katkı koymaya” çağırdı.
Güç-Sen Başkanı Mustafa Sabancı yazılı açıklamasında, “Hükümet etmenin gereklerini yerine getiremeyen CTP/BG-ÖRP Koalisyon Hükümeti, çareyi çalışanların haklarına saldırmakta buldu” ifadesine yer verdi
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Aydın Kadınlar Platformu Slovenya Başbakanı’na Mektup Yazdı
“Ulaşılacak Bir Anlaşmada Türk-Yunan Dengesi Temel”
Aydın Kadınlar Platformu, AB Dönem Başkanı Slovenya Başbakanı Janez Jansa’ya bir mektup yazarak, ulaşılacak bir anlaşmada, Yunan-Türk dengesinin temel olduğunu vurguladı.
Adada iki halk, iki demokrasi ve iki devlet bulunduğunun altı çizilen mektupta, üzerinde çalışılması gereken konunun kalıcı bir çözüm için iki halk arasında köprülerin nasıl inşa edileceği olduğu ifade edildi ve Çek-Slovak modelinin adil ve kalıcı çözüm için örnek teşkil edebileceği kaydedildi
Aydın Kadınlar Platformu basına da dağıtılan mektubunda Kıbrıs Barış Platformu’nun Jansa’ya 22 Nisan tarihinde gönderdiği mektuptan haberdan olduklarını, Kıbrıs Barış Platformu ile farklı fikirlere sahip çok sayıda insan olduğunu ve fikirlerini kendisine ilerme gereği duyduklarını belirtti.
Aydın Kadınlar Platfotmu adına Emine Sütçü’nün imzasıyla gönderilen mektupta, her iki halkı da tatmin edecek adil ve barışcıl bir çözümün 44 yıldır bulunamadığı vurgulandı ve ilgililerin sorunu doğru olarak teşhis etmekte başarısız olduğu, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin adadaki tek meşru hükümet olarak kabul edilmesinin ise Rumlar’da çözüme yönelik motivasyon ve istek bırakmadığı ifade edildi. Mektupta, Akritas Planıyla ilgili bilgiler de verildi.
--“SORUN DOĞRU TEŞHİS EDİLMELİ”--
Jansa’nın yanılgı içerisine düşmemesi ve sorunu doğru teşhis etmesi istenilen mektupta, “Bu şekilde durumu doğru bir şekilde değerlendirip, iki halkı bir arada yaşamak durumunda bırakmanın doğru olup olmadığına karar verebilirsiniz” denildi.
Kıbrıs’ta kendi self determinasyon hakkına sahip iki halk olduğu kaydedilen ve 1960 anlaşmasıyla kurulan ortaklık devletiyle ilgili bilgiler verilen mektupta, Rumlar’ın enosis hedefleri anlatıldı.
Mektupta Rumlar’ın Kıbrıslı Türkler’i Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlamaları, adayı Yunanistan’a bağlama yönündeki çabaları, çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün Rum saldırılarında hayatını yitirdiği ve Kıbrıslı Türkler’in yıllarca insan hakalrındna yoksun olarak adanın bir kısmına sıkışmış olarak yaşamak durumunda bırakıldığı anlatıldı.
--“KIBRISLI TÜRKLER’İ SOYKIRIMDAN KURTARDI”--
Mektupta, garantör güç olarak Türkiye’nin askeri müdahalesinin Kıbrıslı Türkler’i soykırımdan kurtardığı ve Kıbrıslı Türkler’in o günden bu yana güvenlik içerisinde yaşadığı vurgulandı.
“Şimdi de Yunanlılar garanti sisteminden kurtulmaya çalışıyor, çünkü bu sistem 1974’te amaçlarına ulaşmalarını engelledi” ifadeleri yer alan mektupta Jansa, Hristofyas’a sadece Kıbrıslı Rumlar’ın lideri olduğunu söylemek suretiyle oyunun eşit zeminde oynanmasını sağlamaya davet edildi.
Gelecekte ulaşılacak bir anlaşmada, Yunan-Türk dengesinin temel olduğunun da vurgulandığı mektupta, adada iki halk, iki demokrasi ve iki devlet bulunduğunun altı çizildi. Üzerinde çalışılması gereken konunun kalıcı bir çözüm için iki halk arasında köprülerin nasıl inşa edileceği olduğunun ifade edildiği mektupta, Çek-Slovak modelinin adil ve kalıcı çözüm için örnek teşkil edebileceği kaydedildi.
--“TÜRKLER ADIM ATAN, RUMALR MASADAN KARLI KALKAN TARAF OLDU”—
Mektupta özetle şu ifadeler yer aldı: “Sürdürülebilir çözüm ancak eşitlik üzerine kurulabililir. Türkiye’nin etkin garantörlüğü sürdürülmeli ve Türk Barış Kuvvetleri’nin adadaki varlığı devam etmelidir.
Bugüne kadar Kıbrıs Türk tarafı çözüm ister pozisyonda müzakerelere başladı ve hep adım atan taraf oldu.Rum tarafı hep çözüm istemez taraf olmasına rağmen masayı kazançlı olarak terk eden taraf oldu. Her şeye rağmen izolasyonlara maruz kalan Kıbrıs Türk tarafı oldu. Aslında müzakere masasında taraflar bir anlaşmaya ulaşamayabilir, bunun örnekleri vardır. Bu durumda KKTC’nin tanınması gerekiyor. Üniter model söz konusu değildir, çünkü adada iki farklı etnik kimliğe, dil, din, kültür ve değerlere sahip halk vardır. İki halk ortak bir vizyona sahip değildir. Müzakereler eşitliğe dayalı bir şekilde sürdürülmüyor. Dolayısıyla çözüm çabaları hep boşuna oldu. AB Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın yasal hükümeti olarak kabul etmekle hata yaptı ve Rumlar’ın AB’a üye olması çözümü daha da zorlaştırdı. Bağımsız bir şekilde var olamak bizim en büyük arzumuzdur, ayrıca ambargoların referandum öncesinde söz verildiği gibi sonsuza kadar kaldırılmasını istiyoruz. Sorun azınlık, çoğunluk sorunu değil, Kıbrıslı Rumlar’ın adayı Kıbrıslı Türkler’den temizlemesi sorunudur. Bu durumda etkin bir rol oynayabileceğinizi düşünüyoruz. Aydın Kadınlar Platformu olarak haklarımızı sonuna kadar savunacağız”.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Girne-Güzelyurt Anayolunda Trafik Kazası...
1 Kişi Öldü
Girne-Güzelyurt anayolunda dün gece meydana gelen trafik kazasında 40 yaşındaki Hanife Tüfekçi hayatını kaybetti.
Polisin açıklamasına göre, kaza, saat 02.00 sıralarında yolu karşıdan karşıya geçmeye çalışan Hanife Tüfekçi’ye, bir aracın çarpması sonucunda oldu.
Kazada yaralanan ve hastaneye kaldırıldığı sırada hayatını kaybeden Tüfekçi’ye çarparak kaçan sürücü Esef Beylen (E-26) ve EM 292 plakalı aracı, polisin yürüttüğü soruşturma neticesinde bulundu.
Beylen’i tutuklayan polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü...
Vaiz: “Ülkemizdeki Eczacılığın Akademik Ve Kurumsal Kapasitesini Artırmak, Kalitesini Yükselterek Standartlaştırarak, Eczacılığın Vizyonunu Yeniden Şekillendirmek Amacıyla Çalışmalara Başladık”
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, ülkedeki eczacılığın akademik ve kurumsal kapasitesini artırmak, kalitesini yükselterek standartlaştırarak, eczacılığın vizyonunu yeniden şekillendirmek amacıyla çalışmalara başlandığını kaydetti.
Bakan Vaiz, 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, “14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü”nün eczacılığın özel sorunlarının tartışıldığı ve bilimsel ve kalıcı çözüm önerilerinin sorunun
sahiplerince üretilmeye çalışıldığı bir gün olmasını diliyorum” diyerek, eczacılık alandaki rekabeti arttırmak için de çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
“Bilimsel eczacılığın 169. yıldönümünü kutlayacağımız 14 Mayıs gününü eczacılık mesleğinin topluma layıkıyla tanıtılması ve mesleğin sorunlarının çözüm ortakları ile paylaşılması için önemli bir fırsat yarattığını düşünüyorum” diyen Bakan Vaiz, eczacılığın toplumun kalkınmasının gerçekleşmesinde olduğu kadar, sağlıklı yaşamın sürekliliği açısından da birincil role sahip olduğunu, bu bağlamda yaşam kalitesini yükselten ayrıcalıklı mesleklerin başında geldiğini dile getirdi.
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, eczacılığın 21. yüzyıldaki işlevlerini yeniden tanımlanma, mesleki açıdan yaşanan eksikliklerin giderilmesi, yeniliklerin takip edilerek en kısa süre uygulamaya konulmasının dünyanın hedeflerinden olduğunu söyledi.
Bakanlık olarak KKTC’de global değişimleri yakından takip ettiklerine işaret eden Vaiz, Sağlık Bakanlığı’nın bu görevi tek başına gerçekleştirme olanağı olmadığını, bilimsel ve teknolojik gelişimin süratle yaşandığı sağlık alanında mesleklerin icarsına yönelik değişimlerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Vaiz, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Eczacılık mesleği, en geniş toplumsal katılımla bilimsel verilere dayalı olarak tartışılmalı ve çözümler üretilmelidir. Sivil toplum örgütleri ve meslek birlikleri ile sürdürdüğümüz yakın işbirliği, gerçekleştireceğimiz atılımların başarı şansını artıracak, yurttaşlarımızın sağlıklı yaşam kalitesini Avrupa standartlarına taşıyacaktır.”
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
İKÖ Başkanı’ndan Rumlar’a yanıt
İhsanoğlu: “İKÖ, Kıbrıs Türk Halkı Üzerindeki Haksız Ambargonun Giderilmesinde Kendisine Görev Düştüğüne İnanıyor Ve Bu Yönde Yol Alıyor…”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kabul etti.
Cumhurbaşkanlığı’nda saat 12.15’te başlayan görüşmede Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı da hazır bulundu.
Görüşme öncesi basına açıklama yapılmadı.
İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu yaklaşık 1 saatlik görüşmenin ardından basına açıklamalarda bulundu ve Cumhurbaşkanı Talat’la yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti.
--İKÖ AMBARGOLARIN KALDIRILMASINI KENDİNE GÖREV SAYIYOR--
Ekmeleddin İhsanoğlu, 11’inci İKÖ toplantısında Kıbrıs’la ilgili alınan kararların daha önce alınan kararların bir tekrarı olmadığını ve yeni ufuklar açtığını söyledi. İKÖ’nün Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı haksız ambargonun giderilmesinde kendisine görev düştüğü kanaatinde olduğunu söyleyen İhsanoğlu, İKÖ’nün bu yönde yol aldığını ve almaya devam edeceğini belirtti.
İhsanoğlu, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri de memnuniyetle karşıladıklarını yineleyerek, bu teşebbüslerin sonuna kadar başarılı olmasını diledi.
İki tarafın mutabık kaldığı tarihlerde yeniden görüşmeye başlayarak sorunu çözmesine ve BM ile Genel Sekreter Ban Ki-Moon’un yapıcı gayretlerine destek verileceğini söyleyen İhsanoğlu, KKTC’ye uygulanan izolasyon politikasının sona ermesini desteklediklerini vurguladı.
İhsanoğlu, Kıbrıs sorununun, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayanan, Türklerin de Rumlarla eşit muamele göreceği bir anlaşmayla çözülmesini diledi.
--KAROYAN’A YANIT: “KİMSENİN İŞİNİ ZORLAŞTIRMIYORUZ” --
İhsanoğlu, Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan’ın İKÖ hakkındaki beyanatıyla ilgili soruya da “Bu beyanatı görmedim. Fakat benim haberdar olduğum başka şeyler var. Ziyaretimiz önceden protesto ediliyor ve yanlış kanaate varılıyor. Biz kimsenin işlerini zorlaştırmıyoruz. Aksine kolaylaştırılmasını istiyoruz. Bizim istediğimiz Kıbrıs Türk halkının mağduriyetinin giderilmesi ve buradaki insanların kendi vatanlarında biz azınlık muamelesi değil, bu toprakların sahibi, vatandaşı ve insan olarak haklı muamele görmesini istiyoruz. Bizim bu iyi niyetimizi anlamayanlara biz bunu izah etmeye hazırız.”
Karoyan dün Atina’da yaptığı açıklamada, "İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreterliğinin son zamanlarda Kıbrıs sorunuyla ilgili faaliyetlerinin Rum tarafı için önemli sorunlar yarattığını" söylemişti.
Konferansın Türk Sekreterinin "KKTC´nin ve Türkiye´nin Kıbrıs konusuyla ilgili tezlerinin desteklenmesine yönelik büyük çabalar harcadığını" kaydeden Karoyan, "bu konuda Rum tarafının tezlerini desteklenmesi amacıyla önümüzdeki dönemde İslam ülkeleri ve diğer ülkelerin parlamentolarıyla ikili ilişkileri güçlendirmenin Rum meclisinin hedefleri arasında bulunduğunu" belirtmişti.
--SUUDİ ARABNİSTAN’DA İDAMA MAHKÛM TÜRK BERBER--
İhsanoğlu “Suudi Arabistan’da idama mahkûm edilen Türk berber” hakkındaki soruyu yanıtlamayı reddederek “Bunlar Kıbrıs’ta konuşulacak konu değil, orada konuşulacak konular” diye konuştu
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
YDÜ’den İhsanoğlu’na onursal doktora
İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu’na YDÜ’den Fahri Doktora Unvanı…
İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na Yakın Doğu Üniversitesi tarafından “Onursal Doktora Unvanı” verildi.
YDÜ İletişim Fakültesi Turuncu Salon’da yer alan törene, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Milli Eğitim ev Kültür Bakanı Canan Öztoprak ,YDÜ Kurucu Rektörü Suat Günsel, Rektör Prof.Dr.Ümit Hassan, İKÖ Siyasi Danışmanı Kamal Momani ile diğer bazı yetkililer, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Törende İhsanoğlu’nun özgeçmişinin okunmasının ardından Rektör Prof. Dr.Hassan konuşma yaptı ve İhsanoğlu’na doktora ünvanı ile üniversitenin anı tabağını sundu. Ardından da İhsanoğlu konuşmasını yaptı.
--İHSANOĞLU--
YDÜ tarafından doktora unvanı almaktan mutluluk ve gurur duyduğunu belirten İhsanoğlu, bugüne kadar birçok üniversiteden onursal doktora unvanı aldığını ancak bunun öneminin ayrı olduğunu ifade ederek “bu kadar zor şartlar, haksızlıklar altında, bu topraklarda böyle başarılı bir üniversite kurmak her baba yiğidin harcı değil” dedi ve üniversiteye teşekkür etti.
--KIBRISLI TÜRKLERİN MARUZ KALDIĞI ADİL OLMAYAN MUAMELLER--
Kıbrıslı Türklerin ve hükümetinin maruz kaldığı adil olmayan muamelelere karşı olduklarını vurgulayan İhsanoğlu, bunun kişisel görüşü değil, İKÖ’nün temel politikası olduğunun altını çizdi ve 57 ülkenin konsensüsüyle alınan kararları uygulamakta olduğuna dikkat çekti.
57 ülke ve 5 de gözlemci statüdeki ülkenin üyesi bulunduğu İslam Konferansı Örgütü’nün faaliyetleri ve yakın geçmişteki temaslarıyla ilgili bilgiler de veren Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam ülkelerinin Kıbrıslı Türklere yönelik desteğinin devam edeceğini söyledi.
İhsanoğlu, adada, çözüm müzakerelerinin bir an önce başlaması ve iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı, adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözümle sonuçlanması temennisinde bulunduğu konuşmasında, örgütün, adil, kalıcı ve kapsamlı çözümle sonuçlanacak her türlü sürece destek vereceğini vurguladı.
--ÖRGÜTÜN YENİ VİZYONU…--
İhsanoğlu, İKÖ’nün yakın geçmişte aldığı kararlar doğrultusundaki yeni vizyonunun “ılımlılık, modernizasyon ve birlik-beraberlik-dayanışma” sözcükleriyle özetlenebileceğini belirttiği konuşmasında, bu çerçevede, örgütün kapasitesini artırarak siyasi anlaşmazlıkların çözümünde daha aktif rol almak; barış, güvenlik ve ekonomik kalkınma yolunda katkıda bulunmanın da başlıca hedefleri olduğunu anlattı.
Örgütün, anlaşmazlıkların çözümü, arabuluculuk, insan hakları ve iyi yönetim alanlarında ortaya koyduğu projelerini de anlatan İhsanoğlu, İslamın doğru anlaşılması ve gerek Müslüman dünyası, gerek batıdaki marjinal hareketler arasında orta yolun bulunmasının önemini vurguladı.
Coğrafi, demografik ve entelektüel açıdan, İslam ve Müslümanların , Avrupa’nın anahtar parçalarından birini oluşturduğuna da işaret eden İhsanoğlu, Kıbrıslı Türklerin de bu argümanın desteklenmesinde önemli rol oynadığını anlattı.
İhsanoğlu, İslam dünyası ile Kıbrıslı Türkler arasındaki işbirliği ve barış ortamının devamını da temenni etti.
-- PROF. HASSAN--
YDÜ Rektörü Prof. Dr.Ümit Hassan da konuşmasında, İhsanoğlu’nun, BM’den sonra, dünyanın sayıca en büyük örgütü İKÖ’nun Genel Sekreteri olduğuna dikkat çekti. İhsanoğlu’nun bu onursal doktora unvanının kabul etmesinin kendilerini memnun ettiğini belirten Hassan, “Bu onursal doktora unvanını vermekle YDÜ de onurlanmaktadır “dedi.
Hassan, övgüyle söz ettiği İhsanoğlu’na, uluslararası ilişkiler alanındaki bu payenin, dünya ve bölge barışına katkılarından dolayı verildiğine işaret ederek İKÖ Genel Sekreteri’nin almış olduğu onursal doktora ile şeref ve liyakat nişanları yanında eserleriyle ilgili de bilgiler aktardı
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Engellilerden Bakana Ziyaret
Engelliler Federasyonu yetkilileri, 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem’i ziyaret etti.
Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk, ziyaret sırasında, engelliler haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlediklerini i, ancak çözümlenmesini bekledikleri sorunları nedeniyle iki yıldır kutlama yapmadıklarını belirtti.
Hafta nedeniyle ilgili bakanlıklarla iletişim kurmak için ziyaretler yaptıklarını ifade eden Yücetürk, yeni oluşturdukları Engelli Dernekler Koordinasyon Kurulu olarak, hafta nedeniyle 14 maddelik istek paketi hazırladıklarını söyledi.
Derviş Yücetürk, yılın 365 günün kendileri için aynı olduğunu, Özürlüler Haftası’nın sadece yetkililerle görüşüp diyalog kurmalarına bir vesile olduğunu, düzenledikleri etkinliklerle de sorunlarını kamuoyuna duyurma imkânı bulduklarını belirtti.
Hala istihdam edilmeyi bekleyen 200 kişi olduğunu bildiren Yücetürk, işe girmiş olanların da çeşitli sorunlar yaşamaya devam ettiğini ve ayrımcılığa maruz kaldığını söyledi.
Kısa bir süre önce Girne’de 18 yaş üzeri rehabilitasyon merkezi açıldığını, ancak bu merkezin kendi istedikleri gibi gece hizmet vermediğini ve yaşam boyu rehabilitasyon merkezi olmadığını dile getiren Yücetürk, kendilerinin tüm bölgelerde yaşam evleri açılmasını, hatta engellilerin kendi evlerinde rehabilite edilebilmelerini istediklerini belirtti.
Kıbrıs Türk Görmezler Derneği ve Spastikleri Koruma Derneği’ne uzun zaman önce bina yapımı için verilen arsaların üzerine dernek binalarının yapıldığını, ancak hala tapuların alınamadığını da anlatan Derviş Yücetürk, ayrıca derneklerine bağışlanan 5 dönümlük bir arazinin tapusunu da vergi sorunları nedeniyle alamadıklarını söyledi, yardım istedi.
--ADEM--
Çalışma Bakanı Sonay Adem ise, bakan olduktan sonra genel hatlarıyla Engelliler Federasyonu’yla iyi ilişkiler kurduklarını ve önemli işler yaptıklarını belirtti.
Tüm sorunların bir anda çözümlenmesinin mümkün olmadığını dile getiren Adem, çözülen her sorunun ardından yenisinin gelmesinin normal olduğunu, bu nedenle de kutlama yapılmamasını doğru bulmadığını söyledi.
Atılan adımların ardından Yaşam Evleri projesinin hayata geçirilmesi noktasına geldiklerini ifade eden Adem, evlerde rehabilite olanağı yaratılsa bile Yaşam Evleri Projesi’ne ihtiyaç duyulduğunu, çünkü geride bırakılanların devlet tarafından sahip çıkılabileceği bir mekanizmaya gereksinim olduğunu belirtti.
Adem, geriye kalan sorunların tali sorunlar olduğunu ifade ederek, tüm sorunları birlikte yavaş yavaş çözerek ilerleyeceklerini söyledi.
Kendi hükümetlerinin en çok engellinin istihdam edildiği dönem olduğunu ifade eden Adem, yalnız devletin istihdam programıyla bu sorunun çözülmesinin mümkün olmadığını, özel sektörün de belli sayıda engelliyi istihdam edebileceği yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
Devlette çalışanlar arasında herhangi bir ayrımcılığı kesinlikle kabul edemeyeceklerinin altını çizen Adem, bu konuda yaşanan tıkanıklıklar konusunda bilgilendirildikleri takdirde konunun üzerine gideceklerini söyledi.
Adem, arsa konusunda yaşanan sorunları da çözeceklerini vurguladı.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Gazimağusa’da önce darp sonra tecavüz
Gazimağusa’da 19 yaşında bir kız kaldırımda yürürken zorla alıkonulup ciddi şekilde darp edildi, sonra da tecavüze uğradı.
Polisten yapılan açıklamaya göre isminin baş harfleri M.G. olan genç kız, dün saat 17.00 sıralarında kaldırım üzerinde yalnız yürürken arkasından yaklaşan meçhul bir erkek şahıs tarafından, kaldırım kenarında ağaçlık bölüme zorla sürüklenip alıkonularak ciddi şekilde darp edildikten sonra bu şahıs tarafından kendisine tecavüz edildi.
Genç kızın Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak gözetim altına alındığı, meçhul erkek şahsın ise aranmakta olduğu kaydedildi.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Yerleşikler neden sorun gibi gösteriliyor?
KKTC Hataylılar Kültür Dayanışma Derneği, “yerleşiklerin” Kıbrıs Sorunu kapsamında “sıkıntı” olduğu iddialarına tepki gösterdi.
Dernek Genel Başkanı Abdullah Atlar yazılı açıklamasında, “KKTC’ni benimsemiş, burayı ülkesi bilmiş insanlarımıza hiç kimsenin ‘yerleşikler sorun yaratıyor’ şeklinde ithamlarda bulunmasına hakkı yoktur. Türkiye’den gelmiş ve burada kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan insanlarımıza ağır cümleler kullanarak sıkıntı yaratan kişileri de uyarıyoruz” dedi.
Yunanistan’dan Rum Yönetimi’ne göçen yerleşikler sorun ve sıkıntı yaratmazken sadece Türkiye’den gelen insanların Kıbrıs konusunda sıkıntı olduğu iddiasını öne atanların teraziyi dengede tutması gerektiğini belirten Atlar, Rum Yönetimi’nin yerleşiklere olan tepkilerinin yersiz olduğunu kaydetti.
Atlar, “Adil ve kalıcı çözümün yolu iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devletten geçmektedir. Tarihte yaşanmış vahşet olayların bir anda unutulması, hayatını kaybeden şehitlerimize hakaret etmekten başka bir şey değildir” dedi
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
Çakıcı; “Açık Ve Şeffaf Olmayan İhale İptal Edilmeli”
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, Geçitkale Havalimanı’nın kiralanması ile ilgili süreçte bir çok soru işaretleri olduğunu; ihalenin derhal iptal edilerek yeniden ihaleye çıkılması gerektiğini söyledi.
TDP Genel Başkanı Çakıcı, yaptığı açıklamada, İhale Komisyonu tarafından 1 Şubat’ta sonuçlandırılan ve 20 Şubat’ta Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan karar uyarınca, Geçitkale Havalimanı’nın Asil Nadir’e ait olduğu söylenen İngiltere’deki Cyprus Aviation Services (CAS) şirketine 15 yıllığına kiralanması sürecinde yaşananların, rüşvet, yolsuzluk ve skandalların, “Soyer başkanlığındaki hükümetin” aynası olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in de şeref konuğu olarak imza koyduğu, 58 milyon Euro’luk yatırım öngörülen ve 160 milyon Eurol’uk ekonomik katkı sağlayacağı açıklanan sözleşmede, Asil Nadir’e ait olduğu söylenen şirketin, imza aşamasında direktör diye tanıtılan James Beveridge’e ait olduğu iddialarının ortaya çıktığına dikkat çeken Çakıcı, “Önce ihaleyi Cyprus Aviation Services Ltd’in kazandığı açıklandı. Ardından
Bakanlar Kurulu bu şirketin adını Castlegate Aviation olarak değiştirdi. Bakanlar Kurulu, söz konusu şirketi kuruluşundan 23 gün sonra ihaleyi kazanmış olarak ilan etti. İhalenin ardından yansıyan görüntü tam bir karmaşayı yansıtmaktadır. Söz konusu gelişmelerin ardından, başta Başbakan Soyer ve Ulaştırma Bakanı Usar olmak üzere yetkili kişilerin ses vermemesi de üzerinde ısrarla durulması gereken bir husustur” diye devam etti.
Başbakan Soyer’in imza töreninde yaptığı konuşmada, “İlginç bir hükümet olduklarını ve kurtla kuzuyu buluşturabilme becerisine sahip olduklarını” söylediğini anımsatan Çakıcı, “Başbakan aslında doğru söylemektedir. Kendileri döneminde hakikaten ilginç skandallara imza atılmıştır. Anlaşılan Soyer’in bahsettiği kuzu Kıbrıs Türk halkıdır” dedi ve “Peki sofradaki kurtlar kimlerdir. Kendileri de aradaki tilki midir?” diye sordu.
“CTP ağırlıklı hükümetler döneminde, Varyant Ahmet, Dome Otel, gizli yat görüşmeleri, Colony Otel ve içeriği bilinmeyen daha bir çok konuda, şeffaf ve açık olunmadığını” savunan TDP Genel Başkanı Çakıcı, yaşananlar karşısında hükümet yetkililerinin suskun kalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Yaşanan süreçte bir çok soru işaretleri bulunduğuna dikkat çeken Çakıcı, “İhaleyi kazandığı açıklanan şirketin nerede ve kimin adına kayıtlı olduğu, şirketin hissedarlarının kimler olduğu, isminin niye değiştirildiği, Başbakan’ın, şirketin sahibi olarak niye Asil Nadiri takdim ettiği, eğer ihalede bir sorun yok ise, Geçitkale Havalimanı’nın niye ihaleyi kazanan şirkete devredilmediği ve CTP-ÖRP hükümetinin bu ihaledeki rolünün ne olduğu” sorularına cevap verilmesi gerektiğini belirtti.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
KTOEÖS’e Kınama
Cumhuriyet Meclisi İdari ve Sosyal İşleri Komitesi üyeleri, kendilerini “emek düşmanı” olarak hedef gösteren Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nı (KTOEÖS) kınadı.
Komite üyeleri ayrıca yarın 09.00’da Cumhuriyet Meclisi’nde konuyla ilgili bir de basın toplantısı düzenleyecek.
İdari ve Sosyal İşleri Komitesi üyeleri Abbas Sınay, Ramadan Gilanlıoğulları, Ali Seylânî ve Ahmet Barçın, konuyla ilgili olarak bugün yazılı bir ortak açıklama yaptı. Açıklamada, kamu görevlileri ve öğretmenlerle ilgili mali ve kadro kazanımı ve düzenleme gerçekleştiren komite üyelerinin resimleri de basılarak KTOEÖS tarafından öğretmen kitlesine hedef gösterildiği belirtildi.
Sendika yönetimi tarafından dağıtılan bildirinin gerçekleri yansıtmadığına işaret edilen açıklamada, “Biz getirdik, biz götürürüz mantığıyla hareket edenlerin bildiride kin ve nefretinin izleri var” denildi.
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
| Dolar |
1,2550 |
| Sterlin |
2,4390 |
| Euro |
1,9390 |
| Altın |
35,62 |
| İMKB |
41,521 |
 |
|
 |
| Lefkoşa |
26/12ºC |
| Ankara |
17/06ºC |
| İstanbul |
19/09ºC |
| Londra |
23/13ºC |
| Sidney |
18/08ºC |
 |
|
|